Gezginlerin Gözünden Patara ve Araştırma Tarihi

 

Patara antik kentindeki araştırmalar temelini, 250 yıl öncesine dayanan uzun bir seyahat, keşif ve çalışma geleneğinden almaktadır. Patara, modern haritalarda ilk kez Fransız büyükelçisi Kont Choiseul-Gouffier’un 1782 yılında yayınlanan Voyage pittoresque de la Grèce isimli eserinin ilk cildinde görülür. Aralarında Albay Leake’in de bulunduğu çok sayıda çağdaşı, birbiri ardına bölgeyi ziyaret ederek Telmessos ve Patara’daki anıtları tasvir etmiştir. 1810/11 yılında Society of Dilettanti tarafından Sir William Gell başkanlığında bir araştırma gezisi gerçekleştirilmiştir. Bu ekibin 1840 yılında yayınladığı geniş kapsamlı çalışmada, kentin detaylı haritası ile ünlü İngiliz mimar Francis Octavius Bedford tarafından yapılan Tiyatro, Peripteros Tapınak, Horrea (depo), Anıt Mezar ve Kent Kapısının detaylı çizimlerine yer verilmiştir. 1812 yılında aralarında Kaptan Francis Beaufort’un da bulunduğu çok sayıdaki gezgin Likya bölgesini ve Patara’yı ziyaret etmiş, ancak çalışmaları Likya kıyılarının kısa tasvirleri üzerine yoğunlaşmıştır.

 

1836 yılında Fransız gezgin Charles M. F. Texier, önceki gezginlere kıyasla daha uzun bir süre Patara’da kalarak, burada ve diğer kıyı Likya yerleşimlerinde bulunan anıtların çizimlerini Descriptions de l’Asie Mineure (1849) isimli eserinin üçüncü cildinde yayımlamıştır. Charles Texier 1836 yılında Patara’ya geldiğinde, antik limanın kuzey ucundaki düzlükte (günümüzdeki Gelemiş Köyü’nde) yörüklerin sökülmüş çadır obasından arta kalanlar dışında insan yaşamına ilişkin bir iz bulamamıştır.

Likya sanatı ve dilini gerçek anlamda keşfetmeyi başaran ise Charles Fellows olmuştur. İngiliz araştırmacı, 1838 baharında Antalya’da bulunan üssünden yola çıkarak Likya yarımadasını dolaşmış ve Finike, Kaş, Kalkan ve Patara’da molalar verdikten sonra Ksanthos kentini keşfetmiştir. 1842 yılında Thomas B. A. Spratt ve Edward Forbes bölgeye seyahat etmiş ve keşif sonuçlarını 1857’de yayınlamışlardır. Avusturya Bilimler Akademisi tarafından görevlendirilen ve aralarında çeşitli yazıt uzmanlarının da bulunduğu birçok akademisyen ise 1881 yılında Otto Benndorf önderliğinde Likya bölgesini ziyaret etmiştir. 1884 yılında Reisen im Südwestlichen Kleinasien adı altında yayımlanan araştırma sonuçlarında Patara’nın o dönemde çekilmiş birçok fotoğraflarına yer verilmiştir.

 

20. yüzyılın ilk yarısında, antikçağ araştırmaları Ege ve Anadolu’nun batı kıyıları üzerine odaklanmıştır. Dünya savaşları ve aralarındaki dönemin siyasi iklimi, 1950 yılına kadar Likya ve Patara’da başka çalışmalar yapılmasını engellemişti. 1952 yılında F. J. Tritsch ve Antalya Müze müdürü Ahmet Dönmez tarafından Patara’da bir kurtarma kazısı yapılmış ve çıkarılan eserler Antalya Müzesi’ne götürülmüştür. Bu çalışmanın ardından George Ewart Bean kente birtakım araştırma gezilerinde bulunmuş ve sonuçlarını Lycian Turkey: An archaeological Guide ismiyle 1978 yılında yayımlamıştır. George E. Bean’in çalışmalarının ardından, 1974 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve University of North Carolina at Chapel Hill ortaklığında G. Kenneth Sams tarafından bir sezonluk bir yüzey araştırması yapılmıştır. 1974-1976 yılları arasında Alman arkeolog Wolfgang W. Wurster Patara’nın ilk kapsamlı kent planını ve haritasını çıkarmıştır. 1980’li yılların ilk yarısında Sevim Buluç tarafından kentte bir diğer yüzey araştırması gerçekleştirilmiştir. 1981 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi adına Patara’da kazı yapmak için Kültür Bakanlığı’na başvuran Fahri Işık’a izin yedi yıl sonra verilmiş ve Patara’nın kazı tarihi de 1988 yılında başlamıştır. 1991 yılından itibaren Akdeniz Üniversitesi adına yürütülen kazılar 2009 yılından günümüze değin Havva İşkan başkanlığında sürdürülmektedir.

 

KAZI ve KENT TARİHÇESİ

Caddeler

Plastik

Meclis Binası

Yazıtlar

Agora

Nekropoller

Horrea

Tapınaklar

Tepecik

Telsiz ve Telgraf Binası

Bu İnternet Sitesi içeriğinde yer alan tüm eserler (yazı, resim, görüntü, fotoğraf, video, patara kazılarına ait olup,ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceca Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar.